Acaba Bir Şey, Tanrı İstediği İçin mi İyidir, Yoksa O, İyi Olduğu İçin mi Tanrı Tarafından Buyurulmuştur? (Betül Çeri)
Bu yazımızda tartışacağımız konu; Acaba bir şey, Tanrı istediği için mi iyidir, yoksa o, iyi olduğu için mi Tanrı tarafından buyurulmuştur?
Bu konu Euthyphron ikilemi ya da İlahi buyruk teorisi olarak bilinir. İlk kez Platon'un Euthyphron ile diyaloğunda ortaya atılmış olan felsefi ve teolojik problemdir. Kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" şeklinde bir sorudan ibarettir ve 2400 yıldır din felsefesinin temel sorularından biri olmuştur. Bu problem süresince filozofların farklı görüşleri olmuştur. Bence bu problemi çözümleyebilmek için iyi kötü ve tanrı kavramlarını detaylıca incelememiz gerekir. İyi kavramı ahlakça değerli olan ve kendimiz ve diğer insanların yararına olan hareket ve davranışlardır. Kötü ise iyinin aksi olan durumdur. Ahlaka ters, diğer insanlara maddi veya manevi zarar veren hareket ve davranışlar kötüdür. Tanrı kavramı TDK’ye göre çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilâh olarak tanımlanır. Dini olarak ise her din de farklı tanrı kavramları karşımıza çıkmaktadır.
Problemimize dönecek olursak eğer bir şey tanrı istediği için doğru olacak olsaydı ahlaki olarak kötü adlandırdığımız şeyler yalnızca tanrı buyurduğu için iyi olacaktı. Örneğin tanrı hırsızlığın iyi bir durum olduğunu ve bunun yapılması gerektiğini söylediğinde hırsızlık sadece tanrı söylediği için iyi bir kavram olmayacaktır. Çünkü kötünün tanımında belirttiğimiz gibi hırsızlık durumunda bir kişi maddi olarak zarar görmüştür. İyinin aksi olan bir durum ortaya çıkmıştır. Bu durumda ortada mağdur ve bundan zarar görmüş kişi bulunur ve ahlaka ters olan durum gerçekleşmiştir. Buna rağmen sadece tanrı emrettiği için bir şey iyi kabul edilirse iyi kavramının içi boşaltılmış olur.
Ockham'a göre ahlak, Tanrının iradesinin mutlaklığı anlayışı üzerine kurulmuştur. Ona göre kendinde iyi ve kötü yoktur, iyi ve kötü ancak Tanrının iradesiyle belirlenir. ‘’Tanrı, günah işlememiş birini cezalandırabileceği gibi, bir günahkarı da bağışlayabilir’’ düşüncesini savunmuştur. Ben bu düşünceye katılmıyorum çünkü eğer tanrı iyi veya adaletli ise günahsız olanı boş yere cezalandırmaz ve günahı olan birini de ancak suçunu kabul etmesi, anlaması ve suçundan pişman olması şartları altında bağışlayabilir. Aksi takdirde insanlar arasındaki ahlaki değerleri yok saymış olur.
Probleme göre bir şey iyi olduğu için tanrı tarafından emredilmişse tanrıdan bağımsız insanlar arasında belirlenmiş ahlaki değerler bulunur. Bu da tanrının iradesinin sonsuz olması durumuyla çatışır. Fakat benim düşünceme göre her insanın kendine göre bir tanrı tanımı bulunurken ortak bir iyi ve kötü kavramında buluşmalarının tek sebebi aralarındaki ahlaki değerlerdir. Bu durum her ne kadar tanrının iradesinin sonsuz olması durumuyla çakışıyor görünse de aslında tanrı iradesiyle doğrudan alakalıdır. Eğer tanrı bu duruma izin vermiyor olsaydı insanlar arası iyi ve kötü değerleri bulunmazdı. İnsanlar da bu soruyu sorgulayamaz halde olurlardı.
Bir diğer Orta Çağ Hristiyan felsefecisi Augustinus ise ikilemin diğer yanını benimser. Augustinus'a göre Tanrı yalnızca örnek gösterilen en mükemmel iyilik değildir, aynı zamanda en mükemmel iyilik ile özdeştir. Örneğin iyiliğin ne olduğu sorulsa, Tanrı'nın bir örneksenmesi denilebilir. Bu durumda Tanrı'nın bir şeyi keyfi şekilde istemesi ya da istememesi düşünülemez ve insanlar da Tanrının emirlerinden bağımsız olarak neyin iyi neyin kötü olduğunu bilebilirler. Benim düşünceme Augustinus’un fikirleri daha çok uyuşuyor. Bende aynı onun gibi insanların tanrıdan bağımsız kendilerine ait ahlaki değerlerinin olduğunu düşünüyorum.
Kısaca özetleyecek olursak bir şey yalnızca tanrı istediği için iyi kabul edilemez. Eğer bu şekilde iyi kabul edilirse iyi kavramının içi boşaltılmış olur. Benim fikrimde aynı Augustinus’un fikrine benzer. İnsanlar arasında iyi ve kötüyü belirleyecek ortak ahlaki değerler bulunur ve bu değerlerin tanrı iradesi altında oluştuğunu düşünüyorum. Bir şey iyi olduğu için tanrı tarafından emredilmiş olur. Düşüncesini savunuyorum.
Konuyu çok farklı bir şekilde yorumlamışsın. Ellerine sağlık, kendi yazımda da seninle aynı fikirde olduğumu belirttim ancak ben farklı bir yönden bakmıştım.
ReplyDeleteYazının felsefi öğretici bir niteliği olması ve düşüncelerini açıklama şeklin yazının okunurluğunu artırmış bence Ellerine saglikk
ReplyDelete